İçime gece çökünce… « Pernc – Bi eksik harf.



İçime gece çökünce…

Merak ediyorum arkadaşım, değişen nedir? Yaptığım seçimler sonucunda, yeni bir insan oldum adeta. Ben değişmek istemedim ama hiç bir zaman. İsteyerek olmadı her ne olduysa… Eskiden daha mı mutluydum, yoksa şimdi daha mı mutluyum bilmiyorum. Herşey çok fazla gelip geçici.

Biri geliyor mutlu oluyorum. Biri gidiyor mutsuzum. Sonra bişey değişiyor hayatımda ve yine mutluyum, yahut mutsuz. Biri birşey söylüyor üzülüyorum. Salakça bir şekilde, hayatımda hiç ağlamadığım kadar ağladım bu yıl. Bunu itiraf etmek çok zor, ama öyle. Bazen aşırı mutlu oldum. Aşırı mutluyken, “bunun daha aşırısı olamaz” dedim. “İşte şimdi ölebilirim. Çünkü çok mutluyum. Mutsuz olmak istemiyorum bir daha. Bir daha bu mutluluğu tekrar tekrar yaşayamayacağım da aşikar… Öyleyse ölmeliyim ben şimdi…” dedim. Olmadı, ölünmüyor öyle hemen her istendiğinde. Sonra çok çok aşırı mutsuz oldum. Bağıra bağıra şarkılar söyledim. Mutsuzken bağıra bağıra şarkılar söylemek gibi bir alışkanlığım da oldu sonradan ne yazık ki, evet, bunu daha önce de söylemiştim… Lojmanda kalıyordum, yurtta kalıyordum, yalnızdım. Yalnızken bağırarak şarkı söylemek keyifli. Ağlarken burnu falan da tıkanıyor insanın. Sesi olabildiğince kötü çıkıyor. İşte o anlarda da ölmek istedim. Yatağa cenin pozisyonunda yatıyordum. Odayı notebook’un kısık ışığı olabildince az aydınlatıyordu, karanlıktı denebilir. Yatağın üstünde notebook’un benimle olması gerekiyordu ki, ben sustuğumda şarkı söylemeye devam eden birisi olsun.

İnsanlar çok tuhaf. Mutluyken de, mutsuzken de ölmek isteyebiliyorlar. İlk defa bu sene oldu böylesi hisler. Mutluyken neden ölmek ister ki insan? Cevabı belli. *O kadar az, o kadar ender, nadir rastlanan anlar ki… Bir tekrarının daha yaşanması zor. Çok zor. Yollara, günlere, aylara, yıllara, hislere, saatlere, sana, bana, ona bağlı. Zor yani. Bir yenisini yaşamaya, yaşamak için acılar çekmeye, beklemeye gerek var mı? Ha bekledin o kadar ama, bir kesinliği de yok, bir daha o kadar mutlu olur musun bilinmez… O yüzden ne gerek var yahu beklemeye. Kestirmeden git, bitir. İşte bu yüzden… Tembellikten. Bıkmışlıktan. Mallıktan… Ne dersen de.

Eskiden çok fazla fotoğraf çekerdim. Arkadaşlarımı, ailemi, onu bunu… Ama öyle böyle değil, deli gibi her an her dakika elimdeydi, telefon veya fotoğraf makinesi… Sonra ona küstüm. Neden küstüm bilmiyorum. Çok saçma. İşin tuhaf kısmı, makineye değil insanlara küstüm galiba.

Bir kaç kişi dışında hiçkimseyi umursamamaya başladım. Umursamadığım insanları neden çekeyim ki? Umursadıklarımı neden çekmediğimi ben de bilmiyorum. Demek ki, sadece kendime küstüm.

Boş. Çok fazla çabalamak boş. Sadece günü geçirmek için yaşamak elbette yanlış, ama sadece geleceğe dönük yatırımlar yaparak yaşamak da yanlış. Bunun ortasını bulmuş insanlarla tanışmak istiyorum. Önerilerini almak istiyorum. Gerçekçi olunmalı.

İçime gece çöktü… Birazdan kalkıp yerini gündüze devredecek neredeyse. O derece geç oldu. Saati 4 ettim. Sorularıma yanıt vermedi gece, yutup unuttursa bari.

Bi de yarın iş bulsam güzel olacak. Hadi gittim ben.



Yazıya yapılan yorumlar..

Henüz yorum yapılmamış