Derin sessizlik « Pernc – Bi eksik harf.



Derin sessizlik

Gülüşünden öptü en çok onu. Eğilip eğilip gülüşünden öptü.

İkisi de gülüyordu.

Ama onun gülüşü çok güzeldi. Dudaklarının kıvrımı, yanında oluşan o küçük çizgiler…

Ona bakarken “neden?..” diyordu kendi kendine…

“Neden benimle birlikte?..”

“Ben ona yakışmıyorum. Yanında kötü duruyorum. Evet her şey dış görünüm değil elbette ama… Hemen hemen her şey dış görünüş…”

Kendiyle çelişiyordu.

Soruları kafasından atıp sarıldı. Öptü. Öptü… Öpmeliydi. Gitmeden önce öpmeliydi.

Bu güzel gülen varlık her zaman onunla kalamazdı.

“Çok güzelsin.” dedi.

Bir göz, bir ağız burunla anca bu kadar uyumlu bir şekilde, yüzde yer edinebilir.

Kafasındaki soru işaretlerine aldırmadan, sanki hakkı varmışçasına mutlu oldu.

Mutluluk hakkı var mıydı?

Yanlış yaratılmış bir insandı.

Hatalı bir yaratık.

Sulu gözlüydü bir kere.

Küçükken sadece onun olsun istiyordu oyuncakları.

Sadece onun.

Hiç kimse dokunmasın.

Oyuncaklarına kimse bakmasın bile!

Yanlıştı işte. Kimsenin bilemediği, kendinden bile sakladığı, görmezden geldiği bir sorunu vardı.

Hiç bir zaman sevilmeyecekti.

Geç kalmıştı bunları yaşamaya. Sarılmaya. Sevmeye. Geç büyüyordu zaten… Nedenini bilmediği bir şekilde geç olgunlaşıyordu.

Utandı. Ona bakarken dahi utandı. O güzel yüzdeki gözlere bakamadı.


Aradan zaman geçtikçe sevildiğine inandı. Aklı almıyordu. Filmlerdeki gibiydi hayat. “Sadece filmlerde rastlanılmıyormuş demek ki böyle mutluluklara…” dedi.

Artık geceleri uyuyordu.

Elleri acımıyordu artık.

Onun yanında bir başka güzel uyunuyordu. Nedenini çözemedi.

Kokusu muydu?

Gülüşü mü?

Ona değen bedeni mi?… Rahat uyutan…


Bütün herkes tek bir insanda toplanmıştı artık onun için. Annesi, babası, kardeşi, arkadaşı… Hepsi o olmuştu.

Bir insanda herkesi görmek, çok farklı bir durumdu. Değeri anlatılabilir miydi artık onun?..

“Meğer böyle oluyormuş…” dedi. “İnsan demek böyle hissediyormuş…”

İlk kez yaşadığı bu duyguya sarıldı.

Ona sarıldığı gibi sıkı sıkı sarıldı.

Ona bu çok sevdiği duyguları yaşatan, güzel gülüşünden öptüğü insana karşı minnet doluydu.


Zaman aktı.

Demiştim ya başta.

Biliyordu işte.

Günü gelince…

Gülüşünü kaybedecekti.

Giden gülüşün ardından gelmesi beklenen geldi.

Zaman.

Gözde boğulmayan zaman.

Selde boğulmayan zaman…

Gülüşle birlikte herkes gitti.

Gözleri, zamanla uçurumu dolduramayacağına kanaat getirmiş olsada durmadı.

Duramadı.



Yazıya yapılan yorumlar..

Henüz yorum yapılmamış